‘’Birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır.’’ ( H.Z. MUHAMMET s.a.v. Münavi, Feyzü’l-kadir, 3, 470; Müsned-i Ahmet Hambel)
Coğrafyamız çok hareketli hayat tarzına sahip, devamlı surette ateş harlanıyor ve çıkan kıvılcıma körükle koşup fitne fesat çıkartanlar, kaos, kışkırtıcı, ara bozucu, satılmış kuklalar asparagas haberlerle, cümleleri kısmi alıp düşmanlık yapmaya gayret ediyorlar. Fikirler ve düşünceler ayrı olabilir, aile içerisinde fitneye, fesata müsaade edilmemeli, ön ayak olunmamalı, sıkıntı yaratacak, yanlış anlaşılmalara mahal verilmemeli.
Anadolu coğrafyası, atalarımızın fethinden sonrada geride kalan kılıç artıkları ile birlikte ikamet etmekteyiz, malum Bizans fitne kazanı kaynatır milleti bir birine kırdırır, aradan tereyağı gibi sıyrılırdı, günümüzde aynı soya çekim devam ediyor.
Hani atalarımız ne demiş ‘’ Can çıkar huy çıkmaz’’ hangi cezayı verirsen ver, bildiğini okur, ‘’ Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsine çeker cinsine tükürdüğüm.’’
Son günler gardaş Azerbaycan Türklüğü üzerinden kışkırtıcılık ve kaos yaratma peşinde olan sözde Müslümanlar oyun peşinde, sözde diyorum zira bu memleketin % 99 zaten Müslüman ancak bu fitnecileri ayıralım, kılıç artıklarını.
Dün seçimlerde ‘’ zulüm 1453 de başladı ‘’ diyenler ne garip bu ülkenin nimetlerinden fazlası ile istifade etmekteler. Batının ve doğunun hesabı, Türk milleti bir ve beraber olmasın, çünki birlik olursa hiç bir kuvvet alt edemez, söz geçiremez.
Yerli maşalar konsolosluk önünde fink atıyorlar, ey gafil, ey doğan görünümlü serçe KKTC neden tanınmadı, sizden olan bir takım imamlar Cuma hutbelerinde mimberden dua ederken Filistin diye haykırıyor, eyvallah biz zaten mazlumun yanındayız, peki Doğu Türkistan mazlum ve Müslüman değil mi?
Ne olur bir kelimede o kürsüden onlar için söz sarf etsen, ne kaybın olur.
Bir sohbette rahmetli Erdoğan Aslıyüce; bir gün Kastamonu’ya gittim beni kasabanın imamı ile tanıştırdılar, hasbihal ettik, nerelisin, Kafkasyalı, hangi boydansın acarlardan, hoca efendi ben acarım sen değilsin, sıkışınca ben Gürcüyüm, onun üzerine bak imam efendi, bu millete dinini düzgün öğret’’ telkininde bulunur. (Mekanı cennet olsun)
Ehil, bilgili, yönlendirebilen kişileri sadaret makamına getirelim ki topluma yeterli bilgi aktarsın, Türk’ün davasının İlay-ı Kelimetullah olduğu izah edilsin.
Genç nesillere tarih düzgün öğretilmeli ve aynı müfredat tüm Türk coğrafyasında okutulmalı, öğrencilere anlatılarak beyinlerinde ülkü yaratılmalı, geleceğe hedef koymalı.
Yunanistan okullarında Enosis bir dönem okutuldu, her ne kadar resmi bir sıfata haiz olmazsa da ‘’megali idaa’’ halen Yunanlıların içlerinde gizlide olsa fikir olarak var. (Bizansı yeniden diriltmek) bu fikrin ürünü Ege denizi kıta sahanlığı olarak canlı tutulmakta, her ne kadar ‘’Magali İdaa’’ demeseler de fikrin gerçek manası budur, nihayeti yayılmacılıktır.
Bugün devam etmekte olan savaşlarda yayılmacılığın yani emperyalist düşüncenin ürünüdür, kendi topraklarından çıkanlarla yetinmeyen emperyalizm yayılmacı ve zorla gasp etme düşüncesinden asla vaz geçmiyor, işte güncel olarak Ukrayna-Rusya savaşı, ABD, İsrail- İran savaşı hepsi sahip olma hissiyati ile yapılan saldırılar.
Bu pencereden baktığımız zaman göz diktikleri bölgelerde kendilerinden başka kimselerin varlık göstermesinden rahatsızlar, büyümek isteyenlerin önü kesilmek isteniyor.
Yüzyıl geçmişi şöyle bir hatırlayalım Sovyetler birliğinin başında olan Komünist liderler kendilerine takoz olacak asil Türk milletinin parçalarını yerlerinden ederek sürgün gönderdikleri gibi isimler takarak sanki ayrı bir millet hissiyatı uyandırmaya gayret ettiler.
Şuan devletleşen Türk Cumhuriyetlerinde yaşayan halka Kazak, Kırgız, Azeri, Türkmen, Özbek isimlerini takarak Türklüklerini unutturmaya çalışmışlar, Türkiye’deki uzantıları aramızdaki dili yozlaştırarak bağlantıyı tamamen koparma eğilimine girmişlerdi, ancak ömürleri vefa etmedi.
Kıbleleri olan komünizm yıkıldı karakışta yalın ayak, yapıldak, öksüz ve yetim kaldılar, şükür yıllar sonra TDT kuruldu hali hazırda yeterli boyutta hizmet yok ve yetersiz, daha fazla aktif olunmalı, kısa sürede ortak tarih, dil, edebiyat, genel kültür tesis edilmelidir.
Birlik sadece kağıt üzerinde, toplantılarla oturup boy göstermekle olmaz, genel manada ortak hangi kültürel unsur varsa derhal icraata dökülerek icra edilmeli, gelecek nesillere aktarılmalı, her alanda çalışmalar yapılarak ortak bir zeminle topluma izah edilmelidir.
Sözle her şey yapılır, mesele iştihatta çözülüp yasal hale getirilmelidir. Yıllarca Turan hayali ile bugünlere geldik, belki dün gücümüz yoktu, ama bugün dünden daha yeğiz, öyle ise artık durma, susma vakti değil, aktif bir şekilde harekete geçme zamanıdır.
Fikrin teması önce halka anlatılmalı, destek alındıktan sonra nitelikleri, nicelikleri araştırıldıktan, alt yapı oluşturulup, sonra temel adımlar bir bir atılarak alınan kararlar hayata geçirilmelidir. Bu hareket doğum sancıları ile başladı yavaş, yavaş vücut buldu, imeklemeyi aştı, artık yürümekte, adı konulma zamanı geldi, birlik artık cihana haykırılmalı ki husumet besleyenler kendilerine çeki düzen versin, kışkırtıcılıktan vaz geçsinler.
‘’ Birlik ve beraberliği, yüce davamızı, büyük ülkümüzü her şeyin üstünde tutacağız. Şahsi menfaatler, basit kişi hesaplarının bizim davamızda yeri olmaz.’’ (A. Türkeş)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK







Yorumlar