‘’Bir paranın nereden geldiğini görmek istiyorsan; nereye gittiğine bak.’’ (İmam-ı Azam)
İnsan yaşantısına ters, toplum huzurunu bozacak, ahlaki ölçülerin dışında, nefise kolay gelen, adalet tanımayan, hal ve davranışlar. Helal; İnsanı kamil yapan ilkeleri maksimum seviyede tutan, hak ve hukuk çiğnenmeyen, bir birine saygı ve muhabbeti tesis eden ölçülü, kurallı hayat tarzıdır. İnsanı, insan yapan değerlerdir.
Biz sosyolojik olarak tarif ettik, ancak bu hususta hepimizin de bildiği gibi Allah bu konuları gayet net, anlaşılır halde insanlığa rahmet elçileri ile duyurmuş, fakat her devirde olduğu gibi gözleri kapalı, kulakları sağır olanlar dünya malına tamah etmişler ve insanoğlunun yeryüzüne teşrifi ile cepheleşmeler başlamış, kolay kazanma, asalaklıkla bugünlere gelinmiştir.
Makam ve mevki işgal edenler beytül mala tenezül ederek yetimin, fakirin, tüy bitmemiş çocukların hakkını nefislerinin doğrultusunda gasp etmişlerdir, hadi şeytanı biliyoruz, o malum işi insanı yoldan çıkartmak, onun doğası gereği, vazifesi bu, ya Müslüman görünümlü olanlar onlara ne demeli, her zaman söylerim.
Hz. Ömer’e, cemaat gelip ‘’ya Ömer mescitte çok güzel insanlar var zikir çekip, ibadet ediyorlar, Hz. Ömer sormuş,
Komşuluk yaptınız mı? Hayır.
Yolculuk yaptınız mı? Hayır.
Ticaret yaptınız mı? Hayır.
Ne buyurmuş; kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına bakın.’’ Görüntü insanı yanıltabilir, hani bazen çölde kalanların serap gördüğü gibi, üzerindeki sis perdesini aralayıp kişinin iç dünyasını çözmek gerek ki ondan sonra makam, mevki verilsin.
Araştırmadan görüntünün verdiği güvenle sanki vatan sever edasıyla davranıp kozmik odayı ABD uşaklarına açtıkları gibi, hani ülkemizde kalkışma yapan ilk okul mezunu olan şarlatan, yıllarca içimizde beslenen yılanmış zehiri kusacağı günü bekleyip 15 temmuzda ki kalkışma ile 253 kişinin şehit olmasına sebep olsun, bunları bugünlere kadar besleyip, büyütüp başımıza bela edenlere, ne demiş zebani kollayanlarına, minneti için, ‘’Eğer ahirette Allah bana şefaat etme imkanı verirse, bunu ilk önce Ecevit için kullanırım.
’’Hani işlenen bir suçun örtbas edilmesi için bir kurban aranır hesabı hedef saptırtıp asıl kollayanları saklıyorlar, bu söylemlerden hiç bir kimse bahsetmiyor, cılalayan Kasım Gülek, ilk parlatan Ecevit, araştırın kimler çıkacak. Ülkenin her türlü nimetinden istifade edeceksin, makam kapacaksın, paye alacaksın, olanla yetinmeyip hamudunu, semerini yemeye kalkacaksın, bu işin bir görüneni birde buz dağının arkası var.
Ya bu işgal ettiğiniz makamları boşaltacaksınız, yada devlet kulaklarınızdan tutup teker teker atacak.
Bu tip insanların toplum içerisinde nasıl dolaştıklarını anlamak mümkün değil, ya çok arsızlar, yada vurdum duymazlar, aslında bugüne kadar kendilerini gizleyebilmeleri de büyük cesaret, edepsizlik. Belli bir yaşa gelmiş insanlara ahlak dersi veremezsiniz zira odun eğilip bükülmez yakılır, hani meşhur bir söz var ‘’Alışmış kudurmuştan beterdir.’’
Başka ülkelerde her türlü ahlaksızlık olabilir, ancak bakarken onların penceresinden değil bizim penceremizden bakalım, zira her milletin kendine has töreleri, gelenekleri, inanç kavramı var, milleti ayakta tutan bu kurallar, yozlaşmaya, bozulmaya başladığı andan itibaren has özelliklerini yok eder geriye sadece fiziken erozyona uğramış kozmapolit bir et ve kemikten ibaret vücut kalır.
Temsil noktasında makam işgal edenler sıfat kazanırken bencil olmayacak, kısa vadede kazanım elde etmeyecek, ‘’önce ülkem sonra partim ve ben’’ anlayışı düsturu olacak ki hakkaniyet içerisinde vazife ifa edilsin.
Her toplumun, kitlenin içinde mutlaka kanı bozuklar olacak, bu kaçınılmaz, yolcu otobüsünün içerisinde türlü insanlar var ama hepsi aynı otobüste mesele analiz edebilmek, ayrıştırmak, hepsinin kafasında başka, başka düşüncedeler, fikir olarak zihni zorlar, eyleme dökülmesi için fırsat bekler, kimi mahsun, vicdan sahibi, merhametli, kimisi acımasız bencil davranışlar sergiler.
‘’ Muhterem bir insanın eşi vefat eder, belli bir zaman sonra yalnızlık içine dert olur, dostu imama gider, ne yapayım; İmam; sen kendine eş alacaksan önce tartacaksın, sonra şu sözümü unutma,
Kendinden genç alırsan; hep bana, hep bana,
Çocuklu alırsan, bir sana iki bana,
Denk yaşta alırsan bir sana, bir bana der.’’
Makamlara getirilen zihniyetin o idari ehliyete sahip olması gözetilmeli, aksi takdirde geçmişte yaşanan olaylar yaşanır, bir kere satan her zaman satar. Güneş motelde devşirilen 11 vekil bakan oldu ve hepsi hep bana, hep bana dediler ülkenin altını üstüne getirdiler.
Kişi hangi siyasi fikre haiz olursa olsun zihniyete bozuksa, makam verildiği vakit ‘’ huyum kurusun bir şeyi çok istersem alırım’’ sonu ne olursa olsun, kişinin karakteri ile alakalıdır, böylelerine makam ve mevki verecek olanlara objektif değil, sübjektif olarak araştırmak en doğrusu, zira görüntünün altında nice bencil kişilikler yatar. Çingeneyi beylik vermişler önce babasını asmış.
‘’ Helalin adı kaldı, onu gören yok. Haram kapışıldı, hala doyan yok.’’
(Yusuf Has Hacip)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK







Yorumlar