Gazetecilik, bir toplumun vicdanıdır. Haber ise gerçeğin en sade, en çıplak hâlidir. Fakat ne yazık ki bugün, bu kutsal mesleğin saygınlığını kirleten bir grup var: Tetikçi gazeteciler…
Kalemini satılığa çıkaran, gerçeği değil patronunu savunan, hakkın değil menfaatin peşinde koşanlar…
Oysa gazeteci dediğin, bir tarafın adamı olmaz; yalnızca gerçeğin tarafında durur. Ne bir koltuk hatırına susar, ne bir zarf hatırına yön değiştirir. Ama bugün bazıları, gazeteciliği bir güç gösterisine, bir şantaj mekanizmasına, bir ticaret kapısına çevirmiş durumda.
Haber yapmıyorlar…
Hakikati aramıyorlar…
Kamu yararı gözetmiyorlar…
Biri kulağına ne fısıldarsa onu yazıyor, kimi işaret ederse onu hedef alıyor, kimin çıkarı zedelenirse onun adına kavga ediyorlar. Kalemleri artık fikir üretmiyor; birer “tetik” gibi çekiliyor, doğrultuluyor ve ateşleniyor.
En acısı ne biliyor musunuz?
Bu tetikçilerin en çok zarar verdiği yine gazetecilik mesleğinin kendisi. Onların gölgesi yüzünden, gerçek gazetecilerin emeği değersizleşiyor, dürüst habercilerin itibarı kirleniyor. Birkaç kişi yüzünden koskoca bir meslek zan altında kalıyor.
Oysa gazetecilik, toplum için bir görevdir; bir iktidarın, bir iş insanının, bir grubun değil.
Gazeteci gerektiğinde alkışlanır ama asıl gerektiğinde eleştirir.
Görevi pohpohlamak değil, aydınlatmaktır.
Cesaret ister, karakter ister, omurga ister.
Bugün kalemini satanlar belki kısa vadede güç devşiriyor olabilir ama hakikat er ya da geç önlerine bir hesap olarak çıkar. Çünkü satın alınmış her kalem, eninde sonunda mürekkebini kaybeder. Günübirlik çıkarlarla beslenen gazetecilik anlayışı kalıcı değildir; tıpkı yalanın uzun ömürlü olamayacağı gibi…
Toplum artık her şeyin farkında. Kim gerçek gazeteci, kim tetikçi… Kim haber yapıyor, kim sipariş yazıyor… Kim bağımsız, kim bağlı… Her şey ortada.
Ama günümüzün en acı gerçeği ise bazı siyasi, bürokrat ve yöneticilerin bu tür gazetecilere benim aleyhime bir şey yazmasın diyerek, destek olmaları.
Gazetecilik onurlu insanların işidir.
Kalemini kiraya verenlerin değil.



Şehrin Gelişmesi
Yazar Deyip Geçmeyelim
Hafızasını Kaybeden Milletin Aynası
Politikada İhanet
Bahaneler
