Gündemde o kadar çok konu var ki önceliğine göre izahta bulunmak doğrusu. Bir tarafta iç siyaset, diğer tarafta bağımsız, kendi halinde hiçbir kimseye düşmanlık beslemeyen, kendi etiyle, yağıyla beslenen bir ülkenin işgali. İnsan haklarının hiçe sayıldığı, sadece kendi amaçlarının gerçekleşmesi için saldıran dost görünümlü aç çakal.
İç siyasetteki çıkışları gelecek yazımızda değerlendireceğim şuan ki Ukrayna’nın işgali önem arz eden büyük bir olay, işin içeriğine bakıldığı vakit Rusya’nın çarlık döneminde ve Sovyetler birliğindeki hedef ve gayelerinden vaz geçmediği, fırsatını bulduğu an harekete geçerek emellerine ulaşma gayreti ortaya çıkıyor. Daha öncede teşebbüste bulundu ancak yıllarca kayıplar vererek geri çekilmiştir. Afganistan’ı 27 Şubat 1979 işgal etti , 10 yıl süren işgalde 1500,000 milyon insan hayatını kaybetmiş ve geri çekilmek zorunda kalmıştır.
Dün Suriye’ye alavere, dalavere ile bugün Ukrayna’ya girdiği gibi yarın TÜRKİYE Cumhuriyetlere ve bize saldırmayacağının garantisi var mı? Batı destekliyormuş gibi görünüp kendi çıkarlarına bakıyor, gayeleri para kazanmak, silah satmak, aynı şekilde abd kışkırtıcılık yaparak iki tarafı kızıştırarak hasıl olan durumdan vaziyet çıkartmak. Suriye,de cereyan eden olayları incelersek daha kolay tedbir alabiliriz. Ülkemizin Suriye,de yapmış olduğu ve Libya’daki tavırlarımız ülkemizin geleceğinin garantisidir. Aklıselim düşünüp o meyanda kararlar vermemiz gelecek nesillere bırakılacak güvenli bir ülke olur. Dünyanın neresinde olursa olsun çarlık hayallerini gerçekleştirmek için önce wagnerleri yollamak suretiyle evvela oralarda istihkam ettirilir, sonra militanlıklar başlar ve Rus ordusunu davet ederler. Emperyalist güçlerin tarihi seyir içindeki olaylarını analiz ederek devlet tedbir almalıdır. İşte bugün olduğu gibi neden suriye,de,Libya,da olduğumuzu iyi tahlil ediniz.
Ülkemizin etrafı kaynayan kazan, diş bileyen dahili ve harici bedbahtlar var. Yapılan her icraata olumlu veya olumsuz olsa da karşı çıkmaktadırlar. Misal kanal İstanbul ‘’ efendim montrö antlaşmasına aykırı’’ bu antlaşma tek bir boğazımı kapsamaktadır? ya da Çanakkale boğazı mı geçilecek, gemileri karadan mı yürütecekler, montrö her iki boğazı içermektedir. Aklı kıtlar milleti yanıltarak aptal yerine koymaktalar, bırakın millete hizmet edilsin. Etrafımızda bulunan sözde komşu, müttefik devletler ayağımızın tökezlemesini beklemektedirler, içimizdeki tapınak şövalyeleri kuytu köşelerde diş bileyenlerle gizli, gizli buluşarak aşk yaşamaktalar. Unutulan bir husus var akrebin dostluğu zehrini zerk edinceye kadar.
Bir hikaye vardır ‘’adam ayıyı ehlileştirmiş, birlikte gezmeye başlamış, araları çok iyiymiş, bir birlerini kolluyorlarmış, bir gün bir ağaç altında adam uyumuş ayı nöbette, bir sinek adama tebelleş olmuş, ayı bir kovalamış, iki kovalamış sonunda adamın alnına konmuş ayı büyük bir taş alarak sineği öldürüyorum diye adamı öldürmüş’’ hani atalarımız ne demiş ‘’HER ŞEY ASLINA RÜCU EDER’’
Gündemi iyi analiz edip o doğrultuda politika üretmek şart, gerekli yerde girişimlerde bulunarak üzerimize gelecek yükü asgari düzeyde minimize edersek elimizi rahatlatacaktır. Düşmanlarımızın ve bölgemizde bulunan ülkelere ilimde, teknolojide, bilimde fark atmamız, bu farkla psikolojik baskıyı kurmamız elzemdir. Kararlı ve istikrarlı her türlü engeli aşan kendi kendine yeten bir ülke olmamız şart.
Caydırıcılık özelliğimizi daima muhafaza ederek bize husumet besleyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmalıyız. Bir an önce TDT faaliyet alanını genişletmeli, alt yapı oluşturularak geleceğe temel atılmalı. Her alanda iş birliği yapılacak, iş birliği ile boşluklar doldurulmalı, böylece daha güçlü bir TÜRK DÜNYASI hasıl olacak.
DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK
ALLAH,A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
