‘’Eğer, ilerde bir gün ‘ keşke’ demek istemiyorsan, üç şeyi doğru seç: Eşini, işini, arkadaşını.’’( Yunus Emre )
Dost kimdir; anlamı, davranış biçimi, hayata bakışı, diyaloğu nasıldır? İçten samimi, ahlaki ölçüler de değer vermek aynı kulvar da koşup önüne çıkan dalı, budağı velhasıl her engeli ve cefayı birlikte göğüsleyen, omuz, omuza mücadele eden, menfaati değil insani duyguları esas alan samimi, ihlaslı, özü sözü bir güvenilir, itimat edilen insandır. Bu duygu ve düşünceler topsul alanda kavram kazanırsa devletlerarası ilişkileri etkiler.
Hayat acımasız olarak devam ediyor, hata yapan bazen telafi dahi edemeden sisin dağıldığı gibi kaybolup gidiyor. Yalnızlık Allah’a mahsus bir durumdur, insanların bir birleri ile ilişkisi ve devletlerarası temas, münasebetler, güven ortamında dostluk hissiyatı ile bakılmalıdır, aksini düşünmek batının baktığı pencereden menfaatler devam ettiği müddetçe ilişkiler sürer, ancak menfaatlerin bitimi ile varsa husumet devam eder. Onların penceresinden dostane ilişki diye bir kavram yoktur, sadece ve sadece kurulan ilişkinin karına bakarlar, zararı asla kabul etmezler, menfaatleri aleyhine gelişen tüm oluşumları reddederler, gerçekleşmemesi için var güçleri ile çalışırlar.
Dostluk zaman dilimi içerisinde hayatın akışı ile şekillenir o güzergahtaki zorlukları birlikte beraber omuzlamak yarınlara taşımaktır. Bir günlük iş bitinceye kadar sen dostumsun ama iş bitiminde artık gerek kalmadı zihniyeti değildir.
Dostluk menfaat üzeri kurulan, öküzün ölümü ile biten bir hayat felsefesi değildir, acıyı, tatlıyı, zorlukları birlikte göğüsleyip hayatın gizemli olaylarını sırdaş edinenlerdir. ABD’nin biz müttefikiz, dostuz ama çıkarlar doğrultusunda deyip öbür taraftan da PKK ya lojistik ve teknik destek sağlamaktadır ama yüzümüze siz bizim en önemli müttefikimizsiniz demektedir. Menfaatin bitimi tüm dengeleri sil baştan yaparak yeniden kendi doğrultusunda diyaloğ kurarak kendi kuralları ile dost olduğunu kabul ettirme gayreti içine giriyorlar. Gurur ve kibir dostlukları zedeleyen en önemli davranıştır, iletişimi ve diyaloğu tamamen ortadan kaldırır, etrafındaki insanlara tepeden bakar, bu tip insanların dostu olmadığı gibi arkadaşı da olmaz.
Ne demiş Mevlana; ‘’Sen bir şey verdikçe dost gözüken çok olur, Birde sen iste gör hepsi yok olur’’ ne güzel izah etmiş objektif olarak gözükeni ve çözümünü.
Bakiye sorarlar ‘’kaç çeşit dost vardır’ Diye ‘’ üç çeşit dost vardır’’ * Bir dost vardır gıda gibidir, sen onu her gün ararsın.* Bir dost vardır ilaç gibidir, gerektiğinde ararsın. * Bir dost vardır hastalık gibidir o seni arar.’’ Yaren olmak birlikte yürümek, dala, budağa, dikene rağmen aynı safta, aynı istikamete yol almak gelecek tüm tehlikelere karşı sırt sırta vererek engelleri bir bir aşıp hedefe varmak. İnsanoğlunun en büyük dostu, yareni aslında yanı başında bulunan eşidir, sırlarına vakıftır, hayatın her evresinde seninle omuz omuza mücadele eder. Hani Deli Dumrul hikayesini hatırlayın, uzakta ve ya yakında bir musibet sana tebelleş olduğunda ilk karşılayan yine eşindir. Aslında en güzel tariftir. Dost Türk milletinin deyimi ile sırtını döndüğün itimat ettiğin kişidir.
Bir gün bir ihtiyar oğluna nasihat ederken ‘’ oğul arkadaşların, dostların emin kişiler değil- Oğul; olur mu baba onlar benim gardaşlarım, onlarsız yapamam der. Derviş bir akşam alaca karanlıkta oğluna yüklen şu çuvalı – varalım senin şu dostlarına – çuvaldan kanlar damlar, bir bir kapılar çalınır delikanlı; ey arkadaş biz babamla bir ırz düşmanını öldürdük hanemize tecavüz etti, ne yapacağımızı şaşırdık, yardımına ihtiyacımız var, sen beni tanımıyorsun, bende seni der ve kapılar bir bir kapanır İhtiyar – gel bakalım şuracıkta bir eski dostum olacaktı onun kapısını çalalım, kapı çalınır ak sakallı bir ihtiyar kapıyı açar ooo can dostum, yarenim hoş geldin safalar getirdin, hayırdır akşam vakti,- Sorma bizim delikanlı ile bir ırz düşmanını öldürdük, ne yapacağımızı şaşırdık- İhtiyar kapı önüne çıkar bir sağa, bir sola bakar alın şerefsizi içeriye der, şehy aç oğul çuvalı, yakın ateşi çevirin kuzuyu, gördün mü oğul arkadaşı, dostu.
Mesele seni suça ve suçluya ortak etmek değil fiiliyatta dostluğun ehemmiyeti ve önemini izah etmektir. Geçmişte bulunduğumuz mahallerde komşular birbirinin derdine merhem olur, sıkıntıları birlikte hafifleterek atlatırdık, şimdi ise selam vermekten imtina eden, bir birlerini tanımayan insanlar peydah oldu. Aileleri de aksi yönde etkilemektedir, bağlarının yok olması, toplum ahlakının zayıflaması, insanlar arasındaki davranış biçimlerin şahsi algılanması. İnancın zayıflaması, ferdi hareketleri doğuruyor bu milli olma yada millet olma hasletini yok ediyor. Kültür değerlerimizin anlatamayıp yaşam felsefesi yapılamamasından doğan boşluğu batının ne me lazımcı eğlence, zevk, safa düşkünlüğü insani değerlerin yok olmasına velhasıl her şeyin alman usulü oluşmasına sebebiyet vermektedir. Aile ile başlayan toplumsal oluşumu sağlayan ve nihayetinde millet olgusuna dönüşen, düşünce ve fikir hareketleri desteklenmeli bunu tesis eden unsurlar yaşatılmalıdır, işte o vakit dostluklar devleşir düzgün ve tertipli bir şekilde vücut bulur.
Bu gün yaşadığımız zaman diliminde toplumun analizini yaptığımızda, yeni kurulan ailelerin oluşumu menfaat üzeri olması nedeniyle kısa sürede bitmektedir, oysa dostluk, yarenlik üzeri kurulmuş olsa temellerinin sağlam olması sebebiyle hafif rüzgarda savrulmaz fırtınalar dahi yıkamaz.
‘’ Namertle dost olma: mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez üzülürsün’’ ( Şeyh Edebalı)
ALLAH’ A EMANET OLUN / Namık GEDİK



Anneler Gününüz Kutlu Olsun
Mehter
Edep Yahu!
İyi İnsan Kimdir?
Toprağın Altındaki Altın mı, Üstündeki Hayat mı?
