‘’Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer bağlayıp bir kişinin karşısında ayakta durmaktan iyidir’’ (Sadi Şirazi)
Her kişi ektiğini biçecektir, ekmeden biçmek ALLAH’a mahsustur. Kim ne yaptı ise, hangi niyetle davrandı, neyi amaçladı ise bir gün mutlaka o emeklerinin karşılığını alacaktır, müsbet veya menfi, bundan kaçış yok, kim kime kazık attıysa, ahını aldıysa zaman içerisinde önüne çıkacak. Alın teri olmadan kazanılan, hak ediş değildir.
İnsana değer verilir, yetiştirilir, belli bir kıvama getirilir, velhasıl acemiliği çıkınca ustalaşır, elbette boynuz kulağı geçer, ancak ukalalık etmez, minnet duygusu ile ona emek verenlere saygı duyar, hürmette kusur etmez, ahde vefalı olursa işte o kazanmış demektir, bu dini açıdan da caizdir.
İş yerlerinde çalışan bazı insanlar başladıktan bir ay sonra ustalaştım diyerek çevresine çaka satar, diğerlerine tepeden bakar, bu günkü hale nasıl, hangi zahmetlerle yükseldiğini unutur, eşine, dostuna böbürlenir, gittiği her yerde övünür, kibir abidesi olur.
Geçmişte mücadele ALLAH rıza içindi, o doğrultuda hedefler belirlenir, Hak Teala’da yardımcı olurdu, bugün artık maneviyatın yok olduğu, menfaatin ön plana çıktığı ve bu yüzden de mevcut olan kurulu düzeni baltalamak için var güçleri ile saldırmaktalar, bunların geçmişi her kesim tarafından bilinmekte, ancak yaptıkları alevere, dalavere ile insanlar üzerinde etkileşim yapmaktalar, toplum içerisinde enine boyuna araştırmadan bodoslama atlayanlar var, oysa ne geçmişleri var, nede hayatın akışı içerisinde tarihi vurulmuş damgaları.
Meydanlarda ahkam kesiyorlar mübarek sanki cepheden gelmiş galip savaşçı, o kibirle dolaşıyorlar. Çocukluk yıllarımızda mahallemizde bir avcı vardı her akşam bizlere masallar anlatırdı ‘’ Bir saçma ile 10 kuş vurur’’ onu da ballandıra ballandıra anlatır dillendirirdi, tabiiki bizlerde çocuk olduğumuz için inanırdık, şimdi aklımıza geldikçe gülüyorum, hani derler ya ‘’ ismi yok yaylasında 500 baş koyunum var.’’
Daha dün ellerini oğuşturup, el etek öpenler ne hikmettir boy vermiş göklere çıkıvermiş. ‘’ Günler bir gün, ulu çınar ağacının yanında bir kabak, filizi boy gösterir, bahar ilerledikçe kabak çınar ağacına sarılarak yükselmeye başlar, yağmurların ve güneşin etkisi ile hızla büyür neredeyse çınar ağacı ile aynı seviyeye ulaşır.
Kabak filizi bir gün çınara sen kaç ayda bu hale geldin? diye sorar, çınar elli yılda geldim cevabını verir, bunun üzerine kabak gülerek çiçeklerini sallayarak ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim, sözleri ile çınarı küçümser. Sonbahar gelip çattığında Kabak yavaş, yavaş üşümeye başlar, sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da kurumaya yüz tutar. Bunun üzerine kabak telaşla sorar ‘’ ne oldu bana söylermisin?
Çınar cevap verir ölüyorsun. Kabak tekrar sorar neden? Sonunda çınar derki ’Benim elli yılda geldiğim yere iki ayda gelmeye çalıştın da onun için.’’ (D.r.D.Bahçeli 4.6.2022) Millete öyle bir söz söyle ki hakikaten inansın, boş hamasetle siyaset yaparsan bir gün tepetaklak gidersin. Biri çok hızlı başladı, sanki güneşi gören buz dağı gibi eridi, diğerleri hiç kapısından dahi geçmedikleri, yürüyüşünde, toplantısında, ocağında bulunmamış, zırvalarla milleti meşgul ediyorsunuz.
Siyasette bu tip algılarla yükselmen asla mümkün değildir. Bir hareket üzerinde siyaset yapıyorsan önce senin geçmişini sorgularlar, sonra bu konuda ne kadar ehilsin ona bakarlar, ancak geçmişi olmayanlar yolda tökezler çünkü yolun üzerindeki engellerden bi haber olursun. Havasını teneffüs edeceksin, çayını içeceksin, hizmet edeceksin, nefer olarak koşturacaksın, kaide ve kurallarını öğreneceksin, sen henüz emeklemiyorsun.
Bunlar adam değil yaban kırı,
Hedefe ulaşmaz taban kırı.
Demirci artığı çoban kırığı,
Yol bilmeze yol verdiydim bir zaman. ( Sefai)
Ne güzel tasvir etmiş aşık anlayana, o da bir erdemliliktir, görmek, duymak, havayı teneffüs etmek. Hiç bir canlı bulunduğu mevkiiye asla yabancı istemez ve sırıtır, bugün olduğu gibi, ne yaparsan yap ağzınla kuşta tutsan bu dinamik toplum kesinlikle seni içlerine almaz, bizim gözüyle bakmaz, taki aynı tavır, davranış ve hareketleri görene kadar. Kendine güvenen kişilik sahibi, karakterli insanlar asla kimseyi taklit etmez, başkalarının kisvesine bürünmezler, ancak zafer için her yol mübahtır diyenler, herkesle pazarlık yapar, sonrada halka döner ben yapmadım der.
‘’At sahibine göre kişner’’ demiş atalarımız, ama ne hikmettir kökünden ayrılıp başka topraklarda filiz veren ağaçlar halen eski kökleri üzerinden meyve verme gayreti içerisinde, ancak don yediği için bir türlü toparlanamıyor aksine yavaş, yavaş, ağır ağır eriyorlar, her eriyişlerinde köklerine doğru hamle yapıyorlar, ancak nafile yüzlerine dahi bakılmıyor, yerleri çöplük.
‘’ Sen tohum saç, bitmezse toprak utansın’’ (N.F.K)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK



Gösteriş mi, Yalınlık mı?
Bir Öğretmen Öldürüldü
Siyasi Aksiyon
Savaş Öldürür
Kötü Alışkanlıklar
