‘’ Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkalık ise ölüme götürür’’ ( Y.S.Selim)
Türk; mücadeleye tarih sahnesine çıkışıyla başlamış, düşmansız kalmamış. Dostu da, düşmanı da olmuştur, ancak çok iyi bir teşkilat yapısı ile milletler mücadelesinde söz sahibi olmayı başarmıştır. Atamız Oğuz Kaan’ın kurduğu kara kuvvetleri ve yapısı kendini güncelleyerek bugünlere gelmiştir.
Türk kara kuvvetleri M.Ö 209 yılında kurulmuş ve kutlanmaktadır. Büyük mütefekkir Atsız atamızın telkinleri kuruluş tarihi yeniden düzeltilmiştir. Tarihimizde savaşların birçoğu ağustos ayına denk gelmiştir, belki tesadüf, belki de Yaradanın bu millete olan sevgisi ve ihsanındandır ki zaferlerle taçlanmıştır. Seferlerin galibiyetle neticelenmesi Hıristiyan tebada başka inanışlara vesile olmuştur, bu sebeptendir ki afarozlar yaşanmış ve bundan kuyruklu yıldız Halley nasibini almıştır.
M.Ö ve sonrası bir çok kez görünen ve 75 yılda bir dünyanın yakınından geçen yıldız her görüldüğünde Hıristiyan aleminde kötülüklerle anılmış, uğursuz sayılmıştır, papanın ölümü, depremlerin oluşu, savaşlarda kazansa dahi çok zaiyatın olması onu uğursuz olarak tescillemiştir.
‘’ Papa III.Callixtüs, 1456 yılında Osmanlının Belgrad’ı kuşatması sırasında gök yüzünde Halley kuyruklu yıldızını görür ve bunun Hıristiyanlar için uğursuzluk, Müslümanlar içinde iyi şans getirdiğine inanır. Bunun üzerine Papa Callixtüs Hıristiyanlar açısından uğursuz kabul ettiği Halley kuyruklu yıldızını afaroz eder.
Türklerin ve Müslümanların dostu zındık yıldız.’’ Papanın ölümü ile vesika ortaya. Çıkmıştır. İşin aslına bakıldığı vakit bu nihayetinde uzay boşluğunda dolaşan bir yıldız, hikmet Yaradanda o ne derse olur, yeter ki insan samimi, içten, huzura varsın. Her ne kadar Hıristiyan alemi, din adamları kaybettikleri savaşları bu tip olağan hadiselere bağlasada aslında içtihatta inanmanın ve teslimiyetin zaferi getirdiğini hiç bir vakit anlayamadılar. Her daim kibir üzere oldular ve kaybettiler.
Türk tarihinde asla unutulmayacak kahramanlıklarla dolu zaferleri var, bunların derin analizler yapılarak gelecek nesillere aktarılması temin edilmeli. Malazgirt meydan savaşı, büyük taarruz ince ayrıntısına kadar analiz edilerek nesilden nesillere aktarılmalı. Malazgirt savaşı başlı başına ayrı bir konu 150.000 kişilik orduya karşı 30.000 çeri buradaki plan program incelendiği vakit zaferin nasıl geldiği aşikar olacaktır. 30.000 kişilik kuvveti üç gruba ayırır ( Hilal takdiği, kurt kapanı, turan takdiği) savaş esnasında ordu üç kısma ayrılır orta, sağ ve sol kanat. Orta önce saldırır belli bir süre sonra sahte ricat ederler ve geri gelirken sağ ve sol kanatlar düşmanı çembere alır ve savaşın akıbeti belli olur.
Başlangıcı Malazgirt olan haçlıların devamlı surette Anadolu’dan bize atma çabası nihayetinde büyük taaruzla taçlanmış ve Alparslan’ın bize kapılarını açtığı Anadolu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde büyük taarruzla ebedileşmiştir. ‘’ Geldik ve Gitmiyoruz’’ bu aslında imanın tezahürüdür. Malazgirt’te edilen dua ile Kocatepe’de edilen dua aynı doğrultudadır Alparslan‘’ Ey ALLAH’ım, sana müvekkil oldum ve bu cihatla sana yaklaştım, senin katında secdeye kapanıyorum ve yalvarıyor ve yalvarıyorum.
Sözlerim gerçek duygularımı ifade etmezse beni, yanımdaki yardımcılarımı ve askerlerimi yok et. Eğer içtenliğimi kabul ediyorsan, düşmanlara karşı bu cihatta bana yardım et ve beni muzaffer sultan bir sultan kıl.’’ Samimi içten kibire ve gurura kapılmadan, kul olduğunu bilerek yakarmak ve zafer. Büyük taarruzda da aynı şekilde dualar edilmiş ve koca yedi düvel denize dökülmüştür, tarihte eşi ve benzerine az rastlanır bir savaş ve komuta etmek.
‘’ Salim Çavuş’u (Çorumlu Atatürk’ün postacısı) çağırıyor Mustafa Kemal, sana verilen bütün, bütün işleri bırak git istirahat et diyor. Şafak sökmeden 3 gibi bana gel sana bir zarf vereceğim, verdiğim zarfı Fevzi paşaya götüreceksin, o okuyacak cevabını verecek bana getireceksin. Çorumlu salim çavuş gidiyor. Uyuyamıyor tabi önemli görev bu.
Saat 3 olmadan kalkıyor gidiyor Mustafa Kemal Paşanın karargahının bulunduğu yere.. Nöbetçi ‘’ paşa dışarı çıktı, yukarı tepeye doğru tırmandı’’ diyor. Biraz bekledikten sonra fazla dayanamayarak, geç kalma endişesi ile yanına gitmeye karar veriyor ve tepeye tırmanıyor. Bunun üzerine biraz yaklaşıyor Mustafa Kemal paşa ağlayarak dua ediyor ‘’ Allah’ım’’ bu yüce Türk milletine giriştiği bu kutsal davada yardım et, onun bu kutsal davasını başarıya eriştir. Bu millet büyük, asil millettir. Bu milleti giriştiği bu davada muzaffer eyle’’ Salim Çavuş’u görüyor. Dönüyor ve salim buradamıydın diyor. Al bu zarfı diyor ve veriyor Salim’e gittiğinde taarruz başlamış oluyor.’’ ( Dr. Cemalettin Taşkıran)
İnanmak başarının yarısıdır, yeter ki kararlı olalım, bazen az, çok olana karşı galip gelir, ancak bu azmin ve imanın tezahürüdür. Malazgirt’te ve büyük taarruzda olan samimiyet, içtenlik ve hakka olan teslimiyet, zaferi beraberinde getirmiştir. Tarih yazmış ancak tarihçiler vesikalara geçirmemiştir, bugün geniş yelpazede Türk’ün zaferleri tüm Türk coğrafyasında okutulmalı ve kutlanmalıdır.
‘’ Tarih yazmak, Tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır’’
( M.K.Atatürk)
ZAFER ALLAH’A İNANANLARINDIR (M.Pehlivanoğlu)
ALLAH’A EMANET OLUN
Namık GEDİK
