1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Tesettür mü , Vitrin mi?

Tesettür mü , Vitrin mi?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Duvarları Kim, Neden Yıkıyor?

Herkesin yaşam tarzı elbette kendisini ilgilendirir.

Benim meselem insanların özel hayatına müdahale etmek değil. Benim meselem, din adına ortaya konulan bir temsil anlayışındaki çelişkiyi sorgulamak.

Çünkü bugün bazı çevrelerde öyle bir değişim yaşanıyor ki insan ister istemez soruyor:

Biz gerçekten dinin ölçülerini mi esnetiyoruz, yoksa iyi görünmek uğruna dini kendi ölçülerimize mi uyduruyoruz?

Birileri çıkıyor:

“Biz Allah rızası için hizmet ediyoruz.”

Bir başkası:

“Devleti temsil ediyoruz, toplumun her kesimine hitap etmeliyiz.”

Bir diğeri:

“Biz hoşgörü dininin temsilcileriyiz. Cemaatimizi radikal göstermeyelim.”

Bir başkası:

“Artık çağ değişti. İnsanlar bizi gerici görmesin.”

Ve bakıyorsunuz…

Dün “olmaz” denilen şey, bugün “zaruret” oluyor.

Dün mesafe konulan şey, bugün “hoşgörü” oluyor.

Dün mahremiyet kabul edilen şey, bugün “temsil” oluyor.

Dün tesettürün ruhuna aykırı görülen şey, bugün “modern Müslümanlık” diye pazarlanıyor.

Peki bütün bunları kim belirliyor?

Din mi?

Yoksa insanların bizi nasıl görmek istediği mi?


Bir Müslüman kadın elbette okuyabilir, çalışabilir, devlet kurumunda görev yapabilir, toplum içinde bulunabilir, insanlarla iletişim kurabilir.

Bunda hiçbir problem yok.

Fakat “kadın toplumda var olsun” düşüncesiyle tesettürün, mahremiyetin ve haya anlayışının sınırlarını da ortadan kaldırmak aynı şey değildir.

Bir kadın devlet görevlisi olabilir.

Ama devlet görevlisi olmak, dinî ölçülerin tamamını ortadan kaldıran özel bir ruhsat değildir.

Bir insan cemaatini temsil edebilir.

Ama “cemaatimiz radikal görünmesin” diye dinin hassasiyetlerini törpülemek de başka bir meseledir.

Bir insan hoşgörülü olabilir.

Ama hoşgörülü olmak ile bütün sınırları anlamsızlaştırmak arasında koca bir fark vardır.

Asıl tehlike de burada başlıyor.

Çünkü bazen “hizmet ediyoruz” denilerek açılan kapıdan yalnızca hizmet girmiyor.

Nefis de içeri giriyor.

Önce:

“İnsanlarla daha rahat iletişim kuralım.”

Sonra:

“Biraz daha modern görünelim.”

Sonra:

“Böyle giyinirsek insanlar bizi daha kolay kabul eder.”

Sonra:

“Makyajda ne var canım?”

Sonra:

“Bir tokalaşmadan ne çıkar?”

Sonra:

“Kadın-erkek aynı ortamda bulunabilir.”

Sonra:

“Tesettürün de artık biraz değişmesi lazım.”

Ve bir bakıyorsunuz, duvarı yıkmakla görevli olduğunu söyleyenler, duvarın enkazını da ortadan kaldırmış.

İşte burada durup düşünmek gerekiyor.

Çünkü bazen insan, dinin önündeki engelleri kaldırdığını zannederken aslında dinin kendi sınırlarını kaldırıyor olabilir.


Hele bir de işin içine “iyi görünme” meselesi girerse…

İşte o zaman durum daha da ilginçleşiyor.

“Bizi radikal sanmasınlar.”

“Bizi geri kafalı görmesinler.”

“Devleti temsil ediyoruz.”

“Toplumun bütün kesimleriyle kaynaşalım.”

“Modern olduğumuzu gösterelim.”

“Biz de herkes gibi yaşayabiliyoruz.”

Peki ama herkes gibi görünmek zorunda mıyız?

Müslümanlığın bütün amacı, insanların gözünde “normal” görünmek mi?

Eğer bir dinî kimliği temsil ettiğini söylüyorsan, o kimliğin seni diğer insanlardan ayıran bazı ölçülerinin olması kadar doğal ne olabilir?

Farklılığını tamamen ortadan kaldırarak dinini mi temsil etmiş oluyorsun, yoksa sadece insanların seni daha rahat kabul etmesini mi sağlamış oluyorsun?


Ve mesele yalnızca kadınların sosyal medyada makyaj yapmasına da indirgenemez.

Sosyal medya bunun sadece görünen yüzüdür.

Asıl mesele zihniyettir.

Bir kadın tesettürlü olduğu hâlde özellikle süslenip, makyajını ve güzelliğini namahrem insanların dikkatine sunuyorsa elbette bunun üzerinde düşünmek gerekir.

Fakat aynı zihniyet;

süslü püslü giyinmeyi, karşı cinsle gereksiz fiziksel yakınlığı, tokalaşmayı, mahremiyet sınırlarının gevşetilmesini ve başka davranışları “temsil”, “hizmet”, “hoşgörü” veya “modernlik” adına normalleştirmeye çalışıyorsa, mesele artık tek tek davranışların ötesine geçmiştir.

Artık tartışmamız gereken şey şudur:

Din mi hayatımıza yön veriyor, yoksa hayatımızın hoşumuza gitmeyen taraflarını meşrulaştırmak için dini mi yeniden yorumluyoruz?

Bu soru ağırdır.

Ama sorulmalıdır.


Çünkü “Allah rızası için hizmet ediyoruz” cümlesi her davranışın otomatik olarak Allah rızasına uygun olduğu anlamına gelmez.

“Hizmet” kelimesi sihirli bir kelime değildir.

“Temsil” kelimesi de sihirli değildir.

“Hoşgörü” hiç değildir.

İnsan yaptığı her şeyi güzel bir kelimenin arkasına saklayabilir.

Fakat güzel bir isim, davranışın mahiyetini değiştirmez.

Nefsin istediği şey “hizmet” diye adlandırılınca nefis olmaktan çıkmaz.

İnsan bazen günahı açıkça savunmaz.

Daha tehlikeli bir şey yapar:

Günahın etrafındaki duvarları yavaş yavaş yıkar.

Önce “bir şey olmaz” der.

Sonra “herkes yapıyor” der.

Sonra “zaman değişti” der.

Sonra “dini doğru temsil etmek için böyle görünmeliyiz” der.

Ve sonunda dün savunduğu sınırın bugün neden gereksiz olduğunu anlatmaya başlar.

İşte asıl dönüşüm budur.


Ben kimsenin imanını ölçmeye, kalbini okumaya veya kimin cennete-cehenneme gideceğini ilan etmeye talip değilim.

Haddim de değil.

Fakat bir davranışın din adına savunulmasını eleştirmek başka, insanın imanını yargılamak başkadır.

Ben davranışı tartışıyorum.

Çelişkiyi sorguluyorum.

Ve özellikle dinî kimliği üzerinden topluma mesaj veren insanların şu soruyu kendilerine sormalarını istiyorum:

“Ben dini mi temsil ediyorum, yoksa toplumun benden görmek istediği Müslüman görüntüsünü mü?”

Çünkü bazen insan başındaki örtüyü muhafaza eder ama tesettürün ruhundan uzaklaşır.

Bazen bedenini örter ama nefsini sergiler.

Bazen “Allah rızası” der ama insanların beğenisini arar.

Bazen “hizmet” der ama nefsinin önünü açar.

Bazen “hoşgörü” der ama ölçüsüzlüğü meşrulaştırır.

Bazen de “devleti temsil ediyoruz” derken, temsil ettiği devlet ile taşıdığı dinî kimlik arasındaki bütün sınırları birbirine karıştırır.


Şunu da unutmayalım:

Bugün size “Bunda ne var?” diyenler olabilir.

“Abartıyorsun.” diyenler olabilir.

“Çağ değişti.” diyenler olabilir.

“Hocamız cevaz verdi.” diyenler olabilir.

“Biz hizmet ediyoruz.” diyenler olabilir.

“Biz radikal değiliz.” diyenler olabilir.

Ama insanın hayatındaki her değişikliğin adına ilerleme demek mümkün değildir.

Bazen ilerleme zannettiğimiz şey, sadece sınırların erimesidir.

Ve sınırların erimesi de her zaman özgürleşmek değildir.

Bazen sadece nefsin daha rahat hareket etmesidir.


Benim derdim kadınları eve kapatmak değil.

Kadını toplumdan silmek hiç değil.

Benim derdim dinin ölçülerinin, toplumun alkışına ve insanların beğenisine göre yeniden şekillendirilmesine itiraz etmek.

Çünkü Müslümanlık yalnızca “Müslümanım” demek değildir.

Tesettür yalnızca başörtüsü değildir.

Hizmet yalnızca “hizmet ediyoruz” demek değildir.

Temsil yalnızca protokolde görünmek değildir.

Hoşgörü de bütün sınırların ortadan kaldırılması değildir.

Bir ölçü varsa, o ölçü işimize geldiğinde değil; işimize gelmediğinde de ölçüdür.

Ve belki bugün en fazla ihtiyacımız olan şey, başkalarının dindarlığını tartışmak değil, kendi nefsimizin din adına bize ne kadar ruhsat ürettiğini sorgulamaktır.

Çünkü dünyada insanın arkasında hocası olabilir.

Abisi olabilir.

Ablası olabilir.

Cemaati olabilir.

Tarikatı olabilir.

Makâmı olabilir.

Devlet görevi olabilir.

Binlerce takipçisi olabilir.

Ama insanın bütün bunların arkasına saklanarak ahirette kendisini kurtaracağını düşünmesi büyük bir yanılgıdır.

O gün “Hocam böyle demişti.”

“Abim böyle söylemişti.”

“Ablam böyle yapıyordu.”

“Biz hizmet ediyorduk.”

“Bizi radikal sanmasınlar diye böyle yaptık.”

demek insanı kurtaracak bir belge olmayabilir.

Daha da önemlisi:

O gün geldiğinde, bugün size “Bunda ne var?” diye cevap veren; duvarları yıkmayı, sınırları kaldırmayı ve bunları meşrulaştırmayı öğreten hocanız, abiniz, ablanız veya bilmem neniz, sizin işlediğiniz günahın bedelini sizin yerinize ödemeyecek.

Onlar kendi hesabını verecek.

Siz kendi hesabınızı.

Hiç kimse başkasının günahının bedelini ödemeyecek.

İşte bu yüzden insan, dünyada kendisine verilen her ruhsatı ahirette de geçerli sanmamalıdır.

Çünkü bazı ruhsatlar insanı rahatlatır.

Bazı cevaplar vicdanı susturur.

Bazı duvarları yıkmak insanın nefsine iyi gelir.

Ama vicdanın susması, Allah’ın razı olduğu anlamına gelmez.

Bugün alkışlayanların yarın yanınızda olup olmayacağını bilmiyorsunuz.

Bugün size “cevaz var” diyenlerin yarın sizinle aynı hesabı verip vermeyeceğini de bilmiyorsunuz.

Bildiğimiz tek şey şu:

İnsan, kendi yaptığından sorumludur.

Ve nihayetinde…

Ne sosyal medya filtresi işe yarayacak,

ne makam,

ne cemaat,

ne alkış,

ne takipçi,

ne de başkasının verdiği ruhsatlar.

O gün insanın karşısında yalnızca hakikat olacak.

Bugün duvarları yıkmak çok kolay.

Asıl mesele, hangi duvarın zulüm, hangi duvarın sınır olduğunu ayırt edebilmek.

Çünkü her duvar yıkılması gereken bir engel değildir.

Bazı duvarlar insanı başkasından değil, kendi nefsinden korur.

İbrahim Küçüker

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pendik Escortbuy tiktok followersPendik EscortKadıköy Escortpostegro girişAnadolu Yakası Escortbuy followers twitterdeneme bonusu veren sitelerhttps://about.xpmedical.com/porno izleDeneme Bonusu Veren Sitelerhttps://www.salonyjardinlospinos.com/Deneme Bonusu Veren Sitelerchild pornDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelerhttps://lutherhotelpalacios.com/grandpashabetgrandpashabetGrandpashabetgrandpashabetramadabet güncel girişramadabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetfunbahistümbetbetosferDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Siteleristanbul escortgrandpashabetmanavgat escortmichaelanthonyspizza.nethttps://contact.moerleinlagerhouse.com/porno izlechild pornpornoporno izlegrandpashabetporno izleporno izlegrandpashabet güncel girişholiganbetcasibompornocu zeus sana ekmek yokjojobet güncel girişporno izleporno izlepornocu zeus sana ekmek yokkulisbetbetgaranticasinolevantgrandpashabet girişcasibomgrandpashabetholiganbetvdcasinomarsbahispusulabetvdcasinograndpashabetjojobet girişgrandpashabet girişjojobetgrandpashabetmarsbahismarsbahisgrandpashabetmatbetossebet girişjojobetossebetdahibetdahibet girişjojobetsekabetmarsbahis girişpusulabetvdcasinomatadorbetGrandpashabetmatbet girişsekabet girişDeneme Bonusu Veren Sitelercasino sitelerisekabetbettiltgrandpashabettlcasinobetexperbahiscasinojojobetgrandpashabetjojobetgrandpashabetJojobet Girişchild pornjojobetchild porncasinolevantmarsbahisbetgitsuperbetinsuperbetinmarsbahisbetgitgrandpashabetholiganbetmatbetcasibomcasibomsahabetgrandpashabetpusulabet girişchild pornDeneme BonusuDDENEME BONUSSU jojobet girişjojobetmarsbahisbetciobetciobetciojojobetjojobet girişbahsegelsekabetportbetenbetbetciojojobet girişMarsbahisMarsbahis Girişjojobetstarzbetfixbet